Şavşat şivesi diğer bir söyleyişle (Ahıska agzı & dili) bildiğiniz kelimeyi deftere yazınız..sayfanın altındaki tabloya koyabilmemiz için site yöneticisi tarafından onay aldıktan sonra tabloya yerleştirilecektir. Alfabetik tabloyu görmek için sayfanın en alt tarafına bakınız.
Anadolu'nun diğer yörelerinde konuşulan Türkçe'de
bulunmasa da; yöremizde konuşulan ve Anadolu Türkçe'sinin Ahıska Ağzı da denilen
şivemizde yer alan bir çok kelime vardır. Bu tip kelimeler ve karşılıklarını
aşağıya yazabilirsiniz. Bilahare bu kelimeler alfabe sırasına konacaktır.
ALFABETİK T A B L O
- A -
| Abo;
Anne, büyük anne, nene Aho; Ormandan açma çayır Acişmah; insanın fiziki acı duyması Ağvi; Zehir Aca; Acaba Azmağ; Oynamak, çocukların oyun oynaması Avi; Ayı Ağarti; Hayvan sütünden yapılan yağ, peynir gibi yiyeceklerin tümü. Ayvan; Balkon Andır; Andır kalsın başan, denir. Öl, senden sonrakilere miras kalsın. Ahor; Ahır Alot; Külden süzülen ve çamaşırda sabun olarak kullanılan renkli su. Aği; Kardeş Ansli; Yörede yetişen ve yaklaşık bir metre kadar boya sahip, kalın gövdeli, kırmızı ve eli boyayan meyvelere sahip bir çeşip bitki
|
Abli; Uçuşan kül
|
- b -
| BULUZ ;Gümlek BORBAL ;Su değirmeni pervanesi BOYLAMA ;Entari,boydan elbise BANTDA ;Küçük armut BUG ;Burun BOL;Çatı arası BARK;Yayla eşyası BIZIK;Eşek arısı BUKMA =Börek BOGURMAH; Hayvan homurtusu
|
BABAKELA;Kardelen çiçeği BAYAH;Az önce BERES;İş yapmaz, tembel, boş gezer BEÇ; Bedevra açmaya yarayan marangoz aleti
|
- c-ç -
ÇİMMAH; YIKANMAK ÇİŞKAR; AĞAÇ ÇITALARDAN YAPILAN KISA,KÜÇÜK KAPI ÇAPUT; YIRTIK BEZ PARÇASI ÇIĞINTLİ MAKARNA; ELLE YAPILAN DELİKLİ MAKARNA ÇO; Aile bireyine seslenme ünlemi CAZİ; CADI CİNÇAR = ısırgan otu CALAP = toplu koyun sürüsü
ÇAĞ; İnce şiş; çorap örmeye yarayan yöreye
mahsus şiş. ÇALA; Mısır bitkisi sapı
|
CAMUŞ; MANDA CADİ; MISIR EKMEĞİ CELEP; KOYUN SÜRÜSÜ ÇAHE; OLMAMIŞ MEYVE ÇAPAN; ZORLANMAK ÇALİ; KÜÇÜK KURU AĞAÇ ÇANÇAL; İKİ YAŞINDA TOSUN ÇATAN; BÜYÜKÇE GÜBRE TAŞIMA SEPETİ ÇATMA; KARAPANIN ÜSTÜ ÇATMAH; DENK GELMEK ÇARUH; HAYVAN DERİSİNDEN YAPILAN AYAKKABI ÇİG; PİŞMEMİŞ ÇEPİÇ;Genç keçi ÇENKURMAH; Havlamak
|
- d -
| DANGURA; BÜYÜK İNEK ZİLİ
DELİCA; ZEHİRLİ YABAN BUĞDAYI DONĞUZLUK; SU DEMĞİRMENİNİN ALTI DABAK; ŞAP HASTALIĞI DADA; BÜYÜK AĞABEY DARABA; Kamufle etmek DIRAKUNA; İSHAL DIĞA; KÜÇÜK DORUH; KÜÇÜK ÇAM AĞACI
|
Datvi; ayı. Debe; Hayalardaki şişlik.Debeli. Dedaber;İhtiyar kadın. Dehre;Yaprak kesmek için kullanılan kesini alet. Neker kırmak için. Dergi; Orta büyüklükte küp Dolukmak; Ağlamaklı, gözü yaşarmak, ağlamaklı halde olmak. Dığırbi ; Koyunlarda görülen kene. Derekep; Derhal, acele.
|
- e -
| ERİNMEK = İş yapmaya yüzü
olmayan.iş yapmaya karşi isteksizlik
|
EĞİŞ = Hamur teknesini kazımaya yarayan
yassı demir araç
|
- f -
| Fund Kavga, kargaşa; bir yolunu
bulmak;funduna gaturmağ. Funğar = Pınar. Furuç; Meyve kurusu. Fuşği; Koyun keçi gübresi. Fişkira;Polis, bekçi ve hakem düdüğü Felemma; İki yüzlü kimse. Finikmek Koşuşmak. Fizzah; Sesli ağlamak, Figan, fizahlanmak. Fortman; Cüzdanı. |
- g-ğ -
| Güman; Umut, beklenti. Gırıç ; Kapı ya da pencerenin aralık olması. Ganakop; Aynı sülaleden, Arazileri ortak olanlar. Gedek ; Manda yavrusu. Gedel ; Ahşap evin duvarı. Gemi Döven, tahtadan yapılmış, altı taşlanmış buğday ayıklamaya yarıyan ve hayvan gücü ile kullanılan alet. God ; Değirmen suyunun biriktiği içi oyurmuş ve eğik olarak duran ağaç depo . Ağırlık ölçüsü.Bir God deriz. Gogmasuna; Kaymağı alınmış süt. Gor; Mezar. Goruna boğ dolsun. Arapça bir sözdür. Gurğumela; Girdap. Gidela Arka sepeti. Girinti; Açık göz, atak kişi. Gokola; azami yığın, yüksekçe Ğrençula; Gövdesi yenen bir çeşit yöre bitkisi |
Ğuluplamağ; Yemeği çacuk çabuk yemek. ĞOP; Arunanın metal aksamı.Karasabanın toprağı koşan kısmının ucuna takılan metal. GANAKAR;AKRABA,HISIM
|
- h -
| HAĞIL; ÜSTÜ AÇIK ETRAFI ÇEVRİLİ
AHIR HAKOZ; KARA SABANIN AÇTIĞI İZ HALBUR; AĞAÇ ELEK HAPAHAP; ANİDEN(EMEDENİ) HARFANA; AÇIK HAVADA YAPILAN KÖY,YAYLA PİKNİĞİ HARK; SU KANALI HARO; AMBARDA ARPA,BUĞDAY VEYA UN DEPOLANAN YAR HARŞO; MISIR UNU SOĞAN VE PEYNİRDEN YAPILAN YEMEK HAZETEMEK; HOŞLANMAK HENEK; ŞAKA,LATİFE HERK; SÜRÜLMÜŞ TARLA HERSLANMAK; KIZMAK,SİNİRLENMEK HILAT; KARIŞIK HIZEK; BÜYÜK KIZAK HOLUĞ; AĞAÇTAN YAPILAN ÜSTÜ AÇIK SU BORUSU HOŞGOGOLA; DOLU HURİŞAN; AYDINLIK,ÇOK IŞIK HIRT; GEÇİMSİZ HOPPALAMA; ANİDEN HAVAYA KALDIRMA |
- I-İ -
| İşkinlamağ; Filiz,
sürgün çıkması. İşkillanmağ; Şüphelenmek. İg; Yün eğirmeye mahsus; arşak ve sapından oluşan ahşap elet. İgaşmağ; Bir konuda yarışmak. İrip; Köz kararı ölçü.
|
|
- k -
| KAFTAN;UZUN ELBİSE KAKAN;TAVUK BAĞIRMASI KAÇKAÇA;ALACA KARGA KANSURA;SALINCAK KARAKURA;KARABASAN KARTOPİ;PATATES KAŞ;KALIN ÖĞÜTÜLMÜŞ MISIR KAV;OT ÇEKMEYE YARAYAN ÇATAL AĞAÇ KAYGANA;SADE YUMURTA OMLATİ KEDEL;TAHTA DUVAR KERT;BAYAT SERT EKMEK KIMİ;TURŞU YAPILAN BİR BİTKİ KIRKLUK;KOYUN KIRPMA MAKASI KOD;SU DEĞİRMENİNE SU AKTARAN KUSKİ = Agır bir cisimi manuela sistemi ile kaldırmaya yarayan kalınca sopa. KUTUK = Agacın topraga 1 metre mesafede kesilmiş olarak görünen hali |
KOH;KÜÇÜK KULÜBE KOL;ÖKÜZ ARABASININ İKİ BÜYÜK PARÇASINDAN BİRİ KOPO;ÖKÜZ ARABASININ ARKA KÖŞESİ KORAVA;SUYLA EZİLEREK İÇİLEN DOĞAL MEYVE MARMELATI KORT;YEŞİL ÇAYIR KORUKÇİ;MERA BEKÇİSİ KORUT;ERKEK KEÇİ KOTİK;MANDA YAVRUSU KOŞ;ALIN KOŞMAK;ÖKÜZLERİ ÖKÜZ ARABASINA BAĞLAMAK KUHE;TAM OLMAMIŞ MEYVE KUK;ÇÖMELEREK OTURMA KUTAN;SABAN,PULLUK KIRAV;KIRAĞI Kokola; Bazı ağaçların/pelit ağacının
meyvesi; "sini le kokola verdim" cümlesindeki anlamı ise, azami
yükseklikte/silme değil yüksekçe anlamı taşır. |
- l -
| Lığlamak; Sıvı içerisine konan
katı şeylerin erimesi/suyun etkisiyle toprak kayması. Lıkıs; Sulu patates. Lelevun; Dağınık. Lule; Namlı Laşiyan; Ağzı büyük kimse. Kanaatimce bu kelime "leş yiyen" sözcüklerinden tğremiştir. Laper; Kürek benzeri ahşap alet. Lazut; Mısır. Lek; Akçaağaç. Lobiya; Fasulye Leçek; Kadınlara has başörtüsü. Lopo; Sulu, kaygan. Lurs; Çatıyı tutan kiriş. Lıpız; Dazlak. Lom; Metalden kaldıraç aleti. Lehlamak; Yorulmak. Legmat; Tatsız, tuzsuz. Lokora; Sümüklü böcek |
- m -
| MAÇRA MUÇRA;ÇAYIRLARDA YETİŞEN
VE YENİLEN BİR BİTKİ MATLİ;KÜÇÜK PEYNİR KURDU MAÇARULA;ARMUT ÇEŞİDİ MAÇVİ;PORSUK MAKAR;KIZ ALMAYA GİDEN KAFİLE MASALAH;ÇOK EKŞİ MAŞHALA;ALEVLİ ÇIRA MEÇEÇ;SİĞİL MENÇ;KALÇA MERĞE;MERA MESAR;KALIN BEDEVRA(bkz bedevra) MEŞA;ORMAN MİTİL;YÜZSÜZ YATAK MODGAM;BAHARDA TARLADAKİ YARDIMLAŞMA MORÇİ;İKİNCİYE BİÇİLEN SULAK ARAZİ OTU MUÇİYAŞ;YER ELMASI MOZ;BİR YAŞINDAKİ DANA MUDARA;İŞE YARAMAZ |
Masat; Kesici aletleri bileme taşı. Mazi; Öküz arabasının tekerlek mili. Merek; Samanlık. Mimilo; İbik Morbet; Yetişkin iş yapan çocuk. Mosğepil; Düzgün, derli toplu. Mudara; İşe yaramaz, bozuk. Muçlamak; Kırıştırmak. Mur; İs Muzevillemek; İhbar etmek Murgullamağ; Uyuklamak. Mucrum; Paramparça Mukeriz; Yukarıdan aşağıya kayıp paramparça olmak. Murikata; Siyaha bulanmış Mertek; Mezarın ayak ve baş tarafına çakılan ince uzun ve şekilli ahşaptan yapılan şey. (Elifi görse mertek sanır) Malığ; Oküz arabasının kayışını sıkıştırmaya yarayan bize benzer ağaç |
- n -
| Nat; Tırpan sapı. Nakat; Tarla içinde bitkilerin sulanmasına yarayan ince su arkı. Napiskal; Ağaçtan kopan küçücük parça. Nataş; Çıra kütüğünden bir parçası. Natesul; Yakılan bez külü. Neker; Kışın hayvanlara yedirmek üzere kesilem yapraklı meşe ağacı dalları. Napızar; Eve yakın tarla. Nasibur; Kumaş kenarı. Nağvela; Çok ekşi Nağır; Hayvan sürüsü Nağsit; Bir cins armut Nağavra; |
- o-ö -
| Opo; Küçük çukur. Ogeça; Vadinin karşı tarafı. Oguralmak; Hayvanın gebe kalması durumu. Ograğ; Cin çarpması. Ozira; Şalgam. |
- p -
| Portlağ; Göz yuvarlağı dışarı
fırlamış kimse. Pağıl; Kıskanç Pepe; Ekmek(çocuk ağzı) Papara; Yenen bir çeşit ot. Palağ; Ayı yavrusu. Papa; Un yemeği. Panta; Yabani olarak yetişen küçük armut. Papasela; Kabağın ince ve uzun olarak kesilerek kurutulmuş hali. Paska; Basit yapılmış barınak."Bulut gider Muş’a sen git işe; bulut gider Ahıska’ya sen gir paskaya) Papul; Ayakkabı. Çocuk deyimi. Peleş; Biçimsiz boynuzlu hayvan. Patat; Eskimiş, yıpranmış bez parçası. Sıcak tutmak için bez. Piska; Kibrit. Pileki; Yiyecekleri özellikle ekmek pişirmeye yarayan altlı üstlü toprak kap. Piplemek; Kabı ağzıne kadar |
Pin; Kümes. Piskina; Kabuklu tohumun özü. Pisik; Kedi. Pirpita; Kelebek. Pitik; Köpek yavrusu. Potlika; Şişe. Puçeç; Mısır kaçanı. Pumpul; Küçük ve yumuşak kuş tüyü. Put; Ağırlık ölçü birimi. Puş; Karın. Puşruk; Çorba ismi. Pırtıklanmak; Debelenmek, sağa sola sıçramak. Pağuna; Yabani hayvanı korkutmak için ahşaptan yapılmış, su ile çalışan ve ses çıkaran düz PAÇ;ÖPÜCÜK |
- r -
| Rabitelli; Düzgün ve kurallara
uygun. Ramka; Arı kovanı. Rağruğ;
Gürültü.
|
- s-ş -
| Soko; Mantar Sığala; Örümcek. Sashavi; Bitkilere su serpmeye yarayan ahşap alet. Satut; Anakuzusu. Sami; Öküz arabasında öküzün boynunu sambak vasıtasıyla boyunduruğa bağlamaya yarayan dört ahşap çubuktan her biri. Sako; Palto. Sakera; Yörede yetişen bir armut çeşidi. Sanashal; Ahırda hayvan pisliğinin toplandığı ve bir ucu gübreliğe/ahpunnuğa açılan kanal. Sansalak; Üzerinden geçilmesi güvenli olmayan köprü. Satar; Ormanda ağaçların yuvarlatılarak atılmasına yarayan küçük dere. Savail; Bulunulan yere göre daha sıcak ve ılıman iklime sahip yer.Karşıtı Zegan. Sevki; Ev içinde oturmaya ve yatmaya yarayan sabit ahşap karyola. Sika; Kızak Sintal; Kedi yavrusu. Sinskal; Kıvılcım. Soç; Kara çam. Sumplamak; Temiz su veya başka bir sıvı yiyeceği ellemek. Sunpo; Pis su birikintisi. Sılık; Islık Şuşa; Cam bardak. Şoğurt; Salya |
SAKULAK;OLMAMIŞ MEYVE SAMBAH;ÖKÜZ BOYUN İPİ SAVACAH;DEĞİRMENDE SU AYARI YAPILAN TAHTA SIRKET;GİZLİ SAKLI SİNEL;BÜKÜLÜ İNCE AĞAÇ SİSMAT;TERE OTU SİSVİ;KURU İNCE ÇEM DALI SURUTMA;KIZAK AYAĞI ŞALÇOKA;SAF YÜNDEN CEKET ŞAŞORTİ;YAYLAYA ÇIKIP ORDAKİ İŞLERİ YAPAN KADIN ŞENNİK;MİLLET ŞILAP;KAYGAN ÇAMUR ŞİLTA;YORGAN ÖRTÜSÜ Şuşuk; Su ile çalışan değirmende, borbalın dolayısıyla taşın dönmesi için suyun tazikli olarak fışkırdığı kısım
|
- t -
| Tatarzena; Sıncap Tapan; Sürülüp tohum atılan tarlayı düzlemek ve atılan tohumların toprak içinde kalmasını sağlamak için hayvan gücüyle kullanılan ağaç düzenek. Tapul; Ot yığını. Tarpoş; Büyük tasın kapağı. Tavrecul; Bir armut cinsi. Tatman; Eldiven Taykeş; Uygunsuz, şaş. Telis; Seyrek dokunmuş çuval. Tepur; Ağaç sini. Terek; Raf Teşi; Büyük iğ. Tintillenmek; Yavaş iş yapmak. Titak; Dirsek. Tita; Yiyilen bir bitki. Titan; Keçi yavrusu. Tokabur; İri ve ensesi kalın insan. Toprik; Elle dikilmiş küçük bez torba. Torlağ; Acemi. Toros; Tomruğu çekmek için ucuna balta ile açılan delik. Tosbağa; Kaplumbağa. Trınk; Trınk para/nakit prşin para/ tekme atma. Tuman; Kadın donu. Tumbul; Şişko. Tump; Tarla çevresinde bulunan tarlaya dahil eğimli kısım. Tığ; Buğdayın tohumdan ayrılmış kısmı, saman. Tığa; Ufak tefek erkek çocuk. Tığırbi; Kene. Tılap; İnce çamur, bataklık. Trığ; İshal olanın dışkısı. Tutun; Ev, hane. Tızıklamak; Hızlı bir şekilde uzaklaşmak. Turudi; Töreyen. Tuluğ; Deriden un torbası. Tığmela; Kabuğundan boya elde edilen bir cins ağaç |
- u-Ü -
| Udmi; Mundar.
İslâmi kurallara göre kesilmemiş ölü hayvan. Urum; Rum. Urup; Bir kodun dörtte biri/bir çeşit ağırlık/kütle ölçüsü. Urus Rus. Uğuz; Deli-dolu kimse. (Türklerin Oğuz boyu ile Kıpçak boyu(atalarımız) arasındaki sürtüşme nedeniyle, kötüleme amacıyla bu şekilde hitap ediliyor. Oğuz=Uğuz) Uçika; Yöremizde kurumuş keçi dışkısıyla oynanan bir şeşit oyun. |
- V -
| Vira vira;
Mütemadiyen, sürekli. Virğit; Bedevre sırıklarının sabitlndiği kiriş. Vedro; Büyükçe, ağzı geniş metal ve kulplu su kabı.Kova Vuy; Acı vya üzüntü ünlemi. |
- y -
| Yanbegi; Dağ
yamacında yatay çizgi, yatay yol. Yanpuri; Eğri büğrü. Yanslamak; Taklit etmek. Yeka; İriyarı, büyük. Yüngül; Hafif. Kolay taşınabilen. Yuğlamağ; Uyumak. Yuğa; Yufka, kalınlığı az. |
- z -
| Zağar; Fino
köpeği. Saldırgan. Zahar; Zannedersem. Sahi. Zegan; Yakın bir bölgeye göre rakımı yüksek ve serin yerler. Zevzek; Olgun olmayan kimse. Davranışları anormal. Havai. Zibil; Çöp. Zirkol; Lenf düğümlerindeki şişkinlik. Zoğ; Hayvan derisinden kesilen şerit. Tırpanla tarla, çayır biçerken, bir biçicinin biçerek ilerlediği şerit. Zodlamak; Demir araçlara su vererek sertleştirmek. Zukubet; Hastalık. Zukubet tutar denir. Zunkal; Yaramaz kız çocuğuna söylenen bir söz. Zığarbi; Kirpi. Zırlamak; Ağlamak. Zırza; Pencereve kapılara takılan el yapımı bir tür kilit. Zırzop; Havai, hafifmeşrep. Yarı deli. |